Serbest Ekonomi

Eski dönemlerin birinde İngiltere’de bir adam yaşıyormuş. Bu adam her yerde ben herkesi satın alırım diye konuşuyormuş. Adamın bu sözünü hayretler içerisinde dinliyormuş ahali. Çünkü adam kişi gözetmeksizin söylüyormuş bu sözlerini.

kralice- Ben herkesi satın alırım!
- Herkesi mi?
- Herkesi!
- Kraliçeyide mi?
- Evet, kraliçeyi de!

Elbette bu söz sadece ahali arasında kalmamış. Saraya, kraliçenin kulağına da gitmiş. Kraliçe bu densiz adamın yakalanmasını ve huzuruna çıkarılmasını istemiş.

Herşeyi satın alabileceğini söyleyen serseri kraliçenin huzuruna çıkarılmış. Kraliçe bu densiz adamı cüretkarlığından dolayı azarlıyormuş. Adamsa hiç tepki vermeden dinliyormuş. Birden başka bir densizlik yaparak kraliçenin sözünü kesmiş ve lafa girmiş.

- Bir dakika kraliçem! Size 1 milyon sterlin versem, 2 milyon sterlin versem…

Kraliçe çılgına dönmüş ve nöbetçilere seslenerek bu densiz adamı zindana atmalarını söylemiş. İki nöbetçi adamın kollarından tutup zindana götürmek için hamle yaptıklarında adam son bir hamle yapmış.

- Buckhingam Sarayı’nın aynısını altından yaptırsam?

Bunu duyan kraliçe hafifçe gülümsemiş ve ”Senin o kadar paran var mı ki?” diye sormuş.

Adam nöbetçilere dönerek gülümsemiş ve ”Fiyat belli oldu, iş parayı bulmaya kaldı” demiş.

Burada ahlaki dersler verecek değilim. Ticarete karşı çıkan bir serseri (!) hiç değilim. Aksine tamamen serbest ekonomiden yanayım. Bu hikayede ne her şeyi satın alabileceğini söyleyen adamın cüretini kınamaya, ne de kendine fiyat biçen kraliçeyi ayıplamaya hakkımız var.

Eski bir ozanının dediği gibi:

- Hey Özgürlük!

Henüz yorum yok.
Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekli.